Ana Sayfa, Genel, Kişisel Gelişim

Nasıl Özgüvenli Olunur?

Özgüven konusunu daha önce blogda uzun uzun konuşmuştuk ama o zamandan bu zamana hayata ve özgüvenli olmaya bakış açım değişti. Önceki yazılarda anlattığımdan başka farkındalıklarım oldu. Tavsiyem daha önce okumadıysanız önceki iki yazıyı okuyup da bu yazıya öyle devam etmeniz.

Özgüvenli İnsanın Özellikleri

10 Günde Daha Özgüvenli Bir Sen

Benimleyseniz başlayalım!

Özgüven içten gelen bir şey. İçten özgüvenli olmak ise her insanın sahip olduğu bir özellik değil ne yazık ki. Psikolojik travmalarımız, yanlış yorumladığımız tecrübelerimiz ve başkalarından duyduğumuz olumsuz sözler ver duygusal bagajımızda. Üstelik o çok özgüvenli gördüklerimizin bir kısmı da aslında gerçekten içten özgüvenli değil. Peki özgüven nasıl içten gelir biraz bundan bahsetmek istiyorum.

Özgüven Nasıl İçten Gelir?

İnsan olarak hepimizin duygusal ihtiyaçları temelde aynı. Hepimiz sevmek, sevilmek, kabul ve anlayış görmek istiyoruz. Bu en derinlerimizden gelen ve insani bir arzuymuş aslında ben de bence çok geç keşfettim ve kabul ettim diyebilirim. Ancak bu kabul ediş sonrası hayatım kolaylaştı çünkü kendime ve diğer insanlara daha anlayışlı yaklaşmaya başladım. Bir insan sinirlendiği zaman kendini aslında ifade edemediği için sinirlendiğini veya içine kapandığı zaman aslında kabul edilmediğini hissettiği için içine kapanmaya meylettiğini fark ettim.

Bunları anlatıyorum çünkü özgüvenli olmak için sosyal hayatı ve insanların bu doğal arzularının varlığını kabul etmek çok önemli çünkü özgüveni en çok kıran şey reddedilmek ve/ya kabul görmemek. Şimdi bu noktada sağlıklı bir yetişkin olmak adına bir denge tutturmak çok önemli. Eğer kabul görmek ve sevilmek için taviz veriyorsanız, bu yanlış çünkü sizi seven insan her kimse siz olduğunuz için sevmeli. Eğer kabul görmeyi umursamadığınızı ve kimsenin sevgisine ihtiyacınız olmadığını düşünüyorsanız (ben bunu böyle kendime yeter bir şekilde yetiştirildiğim için ciddi ciddi düşünüyordum bu arada), bu da yanlış çünkü çok insani bir ihtiyacınızı alenen reddetiyorsunuz ve bir noktada bu durum patlıyor. İçten gelen ve sizi güçlü hissettirecek bir özgüven seviyesine sahip olmak istiyorsanız bence ilk adım duygusal ihtiyaçlarınızın normal olduğunu kabul etmek. Doğal ve içten özgüven sonrasında gelmeye başlıyor.

Koşulsuz Sevgi ve Doğru Sosyal Tanımlar

Sevgi koşulsuz olabilir mi? Aslında evet olabilir ama insanı bir süre sonra mutlu etmez. Gerçekten özgüvenli olmak istiyorsanız kendinizi ve başkalarını oldukları gibi kabul edip koşulsuz sevmeniz gerek. Birini seviyorsak ne yapmamız gerekir? Onu dinlememiz, onunla ilgilenmemiz, onu sevdiğimizi hissettirmemiz, onun iyiliğini düşünmemiz, onun kararlarına saygı duymamız ve onu desteklememiz gerekir. Koşulsuz sevgi bunu gerektirir. Özgüvenli insanlar kendilerine sevgi ve şefkat gösterdikleri gibi çevrelerinde bulunan insanlara da koşulsuz sevgi vermekten çekinmezler çünkü bilirler ki dünya sevgi ve şefkate değer veren insanlarla daha güzel.

Peki koşulsuz sevgi vermek demek ne olursa olsun aralıksız sevgi vermek demek mi? Aslında hayır. Bizim bu yanılgımızın temel sebebi sosyal tanımlarımızın asla doğru bir şekilde belirlenmemiş olması. Yani sanıyoruz ki iki ihtimal var. Ya sonsuz iyi bir sevgi kelebeğisindir ya da soğuk ve sınırları on metre öteden tanınan bir buz kralı veya kraliçesisindir. Bu böyle olmak zorunda değil aslında. İnsanlara koşulsuz sevgi, nezaket ve duygusal ihtiyaçlarını anladığımız bir yerden yaklaşmak başka bir şey, bunu hiç karşılık görmeden ve kendi duygusal ihtiyaçlarımızı görmezden gelerek sürdürmek başka bir şey. İşin sırrı nazik, sevgi dolu ve insani değerleri olduğu gibi kabul edip yaşarken bize bizim gibi yaklaşmayan insanları nezaketle hayatımızdan uzaklaştırırken bize bizim gibi yaklaşan insanlarla hayatı kutlamak. Burası ilginizi çektiyse mutlaka şu yazıyı da okumanız gerek çünkü sağlıklı duygusal sınırlar da özgüvenli olmanın önemli bir parçası.

Özgüvenli Olmak İçin Çok Güzel / Yakışıklı / Zengin / Başarılı Olmak Zorunda Mıyım?

İlk bakışta bize hep çok güzel, yakışıklı, zengin veya başarılı olursak otomatikman özgüvenli olacakmışız gibi gelir. Bir bakıma bir yerlerden şanslı insanlar diğerlerinden biraz daha özgüvenli olsa da aslında işin gerçeği öyle değildir. İnsanlar yaradılışları gereği nezaketten, doğruluktan ve dürüstlükten, tutarlılıktan ve ilgi görmekten etkilenirler. Bunu ben değil psikoloji alanında okuduğum makaleler söylüyor. Öyleyse özgüvenli olmak için yani kendimize güvenmek için insanlara nazik, doğru ve dürüst, tutarlı ve ilgili davranırsak çok haklı gerekçelerimiz oluyor. Biliyoruz ki insanların çoğu bizim gibi insanlardan etkileniyor. Zaten bir düşünün. Çok zengin ama kaba biri için mi iyi şeyler düşünürsünüz yoksa orta halli ama nazik biri hakkında mı? Veya tutarsız davranan güzel veya yakışıklı biri mi sizi daha çok etkiler yoksa sözünün eri tutarlı biri mi?

İşin Mantığı Tamam. Uygulamada Taktikler Var Mıdır?

Olmaz olur mu? Tabi ki kendinizle barıştıkça ve hayatta başarılı oldukça daha özgüvenli olacaksınız ama işi pratikte biraz hızlandırmanın yolları da var.

  • Bir ortama girdiğinizde insanlara gülümseyerek bakın. Bu ilk kuraldır ama çekingenseniz uygulaması zordur. Bunu bildiğim için size işin sırrını anlatacağım. Bir ortama girdiğinizde insanların gözüne bakıp gülümserken şöyle düşünün: “Merhaba güzel insan, senin bu odadaki varlığının farkındayım ve senin gibi bir insanı bu ortamda görmekten memnunum. Sen iyi birine benziyorsun ve seni tanımak beni memnun eder.” Bu kadar! Aslında temelde arkadaşça insanların ortamdaki varlıklarını kabul ettiğinizi gözlerinizle söylüyorsunuz. Yazının başına dönersek selam verdiğiniz insanın duygusal ihtiyacını karşılıyor ve gününü güzelleştirmek adına bir adım atıyorsunuz. Bu insan dost canlısı biri olabilir ve gün sonunda arkadaş olmak adına bir adım atmış olabilirsiniz veya bu insan sizin doğal bir hareketinizi yanlış yorumlamış olabilir. O durumda da bu onun ayıbıdır. Kendisine şaşkınlığınızı ifade edecek bir jest ile karşılık vererek etrafınızdan uzaklaştırabilirsiniz.
  • Bir ortama girdiğinizde kendi enerjinizi baskın bir biçimde ortaya koymak yerine önce ortamın enerjisine ve duygusuna uyum sağlayarak başlayın. Bakın bu benim yeni öğrendiğim bir strateji ve gerçekten her denememde beni şaşırtmaya devam ediyor. Mesela arkadaşınız üzgün ve siz biraz neşe ile onun yüzünü güldürebileceğinizi sanıyorsunuz, değil mi? Sonra da pek öyle olmuyor. Oysa önce arkadaşınız üzgün duygusundan diyaloğa girer ve sonradan enerjisini yükseltecek bir hamle yaparsanız işte o zaman onu neşelendirebilirsiniz. Deneyin ve görün!
  • Bir ortama girdiğinizde yeni deneyimlere açık olun ve eğlenin. Herkes biraz eğlenmek ve stresini atmak ister. Eğer bir ortamda stresi arttıran bir faktör olursanız bir süre sonra insanlar sizden uzaklaşır. Oysaki ortama neşe katarsanız, gülerseniz, dans ederseniz, kısaca anın tadını çıkarırsanız herkes sizin eğlencenizin bir parçası olmak ve sizin eğlencenize katılmak ister.
  • Gece yatağa yattığınızda gününüzü ve insanlarla olan ilişkilerinizi değerlendirin. Yine psikolojik olarak işe yarar bir strateji olan görselleştirmeyi kullanın. Kendinizi daha özgüvenli, olgun ve popüler olarak hayal edin. Hatta hayal etmeyin gözünüzün önüne idealinizdeki kendinizi canlandırın. Beyniniz görselleştirdiğiniz imge ile gerçeği ayırt edemeyeceği için bir süre sonra özgüvenli halinizi gerçek kabul edecek ve ona göre davranmaya başlayacaktır.

Hadi bakalım işin teorisini ve felsefesini bu yazıyla hallettik. Şimdi sıra pratik yapmakta.

Sevgiler,

Ayça

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s